Sayfalar

15 Ocak 2010 Cuma

Gul ile bulbul




Güller ve dikenleri, siyah ve beyaz, her iyinin içinde bir kötü her kötünün içinde bir iyi vardır…

Güller ve dikenleri… Hayatı en güzel anlatabilen birliktelik belki de. Güle ne kadar hayran olunur, güzelliğinden varlığından vazgeçilemezse dikenlerinden de o kadar nefret edilir. Hayat da böyle değil mi? Karşılaştığımız tüm zorluklara, yaşadığımız tüm yenilgilere rağmen vazgeçemiyoruz.

Gül ve diken… Belki de gülü bu kadar sevmenin ona hayran olmanın sebebi de dikenleridir. Ulaşılamaz olan, elde etmesi zor olan daha değerli olmaz mı? Dikenler de güle ulaşmayı engellemiyor mu? Bir güle kolayca ulaşamazsınız, dikkatli olmanız gerekir her zaman. Ona dokunabilmek için itina ile yaklaşmalısınız. Böylece dikenler de size zarar vermez, sizin dikkatli tavrınızla güle zarar vermediğiniz gibi…

Ona zarar vermemek için ondan uzak mı durmalıyız peki, bülbülün yaptığı gibi. Bülbül değil mi güle askını haykıran şarkılarla, dillere destan olan. Ama hep uzağında durmuş gülün, şarkılarla anlatmış aşkını tüm dünyaya, güle yaklaşmadan. Gül de bülbül de mutlu olmuş mu bilinmez ama kavuşamamışlar. Bülbül hiç mi denememiş peki güle yaklaşmayı?? Denemiş sonunda canına tak etmiş, ama bunu öyle bir hırsla öyle dikkatsiz yapmış ki gülü koruyan dikenlerden ileri gidememiş. Dikenler gülün de hayran olduğu büyük aşkı bülbüle izin vermemiş, kalbine saplanmış ve kavuşamadan büyük aşkına kapamış gözlerini bülbül. Bülbüle aşık gül de mutlu olamamış, güle baktıkça gülen gözlerini sonsuza kadar kapatan bülbül de…

02.05.2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder